Bilim, insanlığın ortak kültürel ürünlerinin en başında yer alan bir etkinliktir. İlk bilimsel metinler, yazıyı bulup tarihi başlatan Sümerlerin çivi yazılı tabletleri arasında yer almaktadır. Sümerlilerin kurucusu olduğu Eski Mezopotamya Uygarlığı’nın yanı sıra Mısır, Hind, Çin ve Eski Türk coğrafyası gibi ılıman kuşak çevresinde kurulan büyük uygarlıklarda oluşan bilimsel düşünce ve çalışmalar, bunların ardından gelen Eski Yunan medeniyetinde yüksek teorik bir aşamaya ulaştırılmıştır. Hellen ve Hellenistik dönemdeki bilginlerce yapılan çalışmalar sayesinde birçok önemli bilimsel kuram geliştirilmiş ve bilimlerde uzmanlaşma ortaya çıkmıştır. Bu bilimsel anlayış ve kuramlar, hem Roma hem de Hıristiyan ve özellikle İslâm Ortaçağındaki bilimsel çalışmaların ana çerçevesini oluşturmuştur. Ancak bu eski bilimsel anlayışlar, Batıda, Rönesans’tan itibaren öncelikle fizik, astronomi gibi doğa bilimlerinden başlayarak terk edilmiş ve zamanla bilimin tüm alanlarını kapsayan modern bir bilim anlayışı ve kuramları ortaya çıkmıştır. Bu yeni bilim anlayışı teknolojiyle de birleşerek günümüz uygarlığını doğuran en belirleyici öğe olmuştur. 

  Bilim Tarihi, insanlığın en değerli etkinliği olan bilimsel düşünce, faaliyet ve gelişmenin uzun tarihini araştıran akademik bir disiplindir. Bilim Tarihi eğitimi deneysel bilimler hakkında genel bir bilgi düzeyi sağlamanın yanı sıra bazı bilim dallarının daha ayrıntılı bilgisini, bilimlerin, bilimsel düşüncenin ve felsefenin tarihini içeren bir eğitimdir. İnsan bilimlerinin bir öğesi olarak Bilim Tarihi’nin eğitimi, başta felsefe olmak üzere, tarih, dil, doğa bilimleri ve teknoloji gibi pek çok alanın bilgisini gerektiren çok disiplinli bir çabayı gerektirir. Bilim Tarihi eğitimi bilimin ilkçağ, ortaçağ ve modern çağlardaki gelişimine yönelik Genel Bilim ve Teknoloji Tarihi, Ortaçağ İslam Dünyası’ndaki bilimsel çalışmalara yönelik İslâm Bilim Tarihi ve Osmanlı kültüründeki bilimsel görüş ve çalışmalara yönelik Osmanlı Bilim Tarihi gibi her biri birçok alt uzmanlık alanı içeren bir çerçevede gerçekleştirilebilir.

  "Bilim Tarihçisi" olarak yetişen öğrenciler, toplumun münevver kesimleri ve topluma yol gösteren bireyler olarak tüm kamusal ve özel alanlarda görev alıp, bilgi ve bilimin topluma yayılmasında adeta birer köprü görevi görecek ve yetkin araştırmacılar olarak değişik alanlarda toplumumuzun çok ihtiyaç duyduğu nitelikli kişiler olarak görev yapabileceklerdir.